Son Makaleler

İBRAHİMLERE SELAM, SÜMEYYELERE SELAM

İ

Müslüman susunca da konuşur; duruş, yürüyüş, yöneliş ve sukûta bürünüş sohbetleri yapar. Bakarak, yutkunarak da anlatır meramını. Allah Rasûlü gibi en öfkeli olduğu anlarda bile ikaz cümlesini hususileştirmeden kurar; “Falana ne oluyor ki şöyle diyor!” demez, bilakis, “Falan topluluğa ne oluyor ki şöyle yapıyorlar!” der. Yüreklere “Allah boyasını” insanları kırmadan döker; İslam’dan başka her...

BİR MÜTEFEKKİRİN KAFA KAĞIDINDA MUHASEBE

B

Kardeşlerim! Büyük Doğu, İslam’a sımsıkı perçinli bir dünya görüşü… Büyük Doğu, ezelden ebede akan İslam mecrasını anlama, onun önündeki engelleri kaldırma ameliyesi…Üstad’ın ifadesi ile “İslam’a yol açma cehdi” ve “ne yeni bir meşrebin ne de yeni bir mezhebin adı”. Sadece Allah ﷻ ve Rasûl ﷺ  davasının emir eri olma davası… Büyük Doğu “Kim var?” diye seslenilince, sağına soluna bakmadan...

ÇARŞAFLI ANNELERİN DEVRİMCİ KIZLARI

Ç

Çocuk konuşmaya “anne” diyerek başlar, ilk anneyle cümleler kurar. Düştüğünde, acıktığında, başını bir yere çarptığında hep “anne” diye ağlar. Uyanıp onu evde bulamadığında elbisesine koşar, sarılır, “Nerede annem?” demekten aciz olduğunda sorularını yine “anne” diye sorar. Anne güneş gibidir, ısıtır içini çocuğun. Yansa da yakmaz yavrusunu. Çocuğun dünyası annesini görünce aydınlanır, annesinin...

BU KIZIN GÜNAHI KİMİN?

B

Ahmed, üç kızı olan bir babanın tek oğluydu. Kız kardeşleri babalarını, “Ahmed evin yolunu unuttu, her gün başka bir kızla dolaşıyor.” diye ikaz eder lakin babaları oğlunun suçunu normalleştirme adına, “Gençlikte böyle şeyler olur.” derdi. Ahmed, her gece başka bir kızla gece kulüplerini dolaşır, sabaha doğru eve gelir, sosyal medyaya gayr-i ahlaki fotoğrafları düşer, tatil beldelerinde...

UNUTMA Kİ HERŞEY İSLAM’DA İSLAM DA HER ŞEYDE

U

İyilik, güzellik, adalet ve hakikat adına her şey İslam’da; doğumdan ölüme, ahlaktan hukuka, fertten devlete kadar da İslam her şeydedir. Bu yüzden aklın Şeriat’ın, aşkın da tasavvufun izinde yürüsün. İnsan hayatını bütün renkleri, arayışları, umutları ve idealleriyle kuşatan; sorunlarını çözmeyi tekeffül eden biricik nizam yalnız İSLAM’dır. Dünya daraldığında, sorunlar üzerine geldiğinde çözüm...

MÜSLÜMAN GENCE

M

Müslüman zamanı bilir, mekânı tanır, çevreyi ihâta eder lâkin ne zamandan, ne de mekândan yolunu değiştirecek çapta etkilenir. Kâbe dünyanın, Müslüman da insanlığın merkezidir. Merkez çevreyi, Müslüman da insanlığı değiştirmeye taliptir. Ne var ki Tanzimat’tan bugüne fikrî ve ilmî manada bir irtidat yaşıyoruz. Dünyayı değiştirme iradesini kaybetmekle kalmadık; azımsanmayacak çapta Müslüman...

SEN VE BEN DÜZELİNCE DÜZELECEK DÜNYA

S

Müslüman önce inanır, sonra yaşar ve ardından insanları yaşadıklarını yaşamaya çağırır. İdeolocyaların bağlılarından ise şu üç özelliğiyle ayrılır: Allah’a ﷻ çağırır, ameli salih işler, “Ben Müslümanlardanım” der.[1]  İslam’dan başka bir nizamı ne yaşamaya ne de anlatmaya değer bulur. 1. YENİ NESİL MÜSLÜMANLAR Müslüman, kardeşlerine karşı mütevazi, kâfirlere karşı vakurdur.[2] Olanca muhabbetini...

ZOR OLAN KUDÜS‘ÜN DEĞİL YÜREKLERİN FETHİDİR

Z

Yol belli, menzil de malum olduktan sonra Allah’ın ﷻ rızasına talip bir mümin için kimin ne diyeceğinin ya da ne yapacağının ne önemi var? Kabe-i Muazzama’yı oğluyla birlikte inşa eden Hz. İbrahim’in , “Rabbimiz! Bizden (bunu) kabul buyur.”[1]  diye dua etmesi, her ameliyenin ancak Allah Azze ve Celle’nin emrine uygun ve rızasına nail olması durumunda bir kıymet kazanacağına işaret...

HÜRRİYET ÇAĞRISI

H

İslam bir hürriyet çağrısıdır. İnsanlığı binlerce ilaha kulluktan kurtarıp bir olan Allah Azze ve Celle’ye teslim olmaya çağrır. Allah Rasûlü ﷺ İslam davetine, Mekke’nin şifahi anayasına göre değişmez, değiştirilmesi dahi teklif edilemez çok tanrılı yapıyı tanımadığını ilan ederek başladı. Kabe’nin çevresini putlarla çeviren siyasi iradeye, “لَا اِله الا الله محمد رسول الله” Allah‘tan ﷻ başka...

SECDEDE DOĞAN KIYAM

S

Ateistin mesleği inkârdır. Gördüğüne değil papağan gibi ezberlediğine inanır, onu tekrar eder. Bu yüzden her şeyin varlığına şehadet ettiği Allah Azze ve Celle’yi inkâr cüretinde bulunur. Bunlar büyüyemez, büyüse de insanlığı uzun süre tehdit edecek bir güce erişemez. Hakikat için asıl tehlike arz eden ise diliyle kabul edip ameliyle inkar eden taifedir. Bunlar “Allahu Ekber” der, camiye gider...

İhsan Şenocak

Hakkında

1974 yılında Samsun’da dünyaya geldi. İlkokuldan sonra hafızlık yaptı. 1994’te Samsun İmam Hatip Lisesi’nden 99’da Ondokuzmayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Okul yıllarında muhalled usulde İslâmî ilimler okudu. 2002’de Diyanet İşleri Başkanlığı İstanbul Haseki Eğitim Merkezi’ni bitirdi. 2004 yılında OMÜ İlahiyat Fakültesi İslâm Hukuku Anabilim Dalında “İslâm Hukuku’nda Taklit” konulu teziyle yüksek lisans yaptı. Aynı fakültede “İslâm Hukuku’nda Örfün Hükümlere Etkisi” adlı tezini tamamlayarak doktor oldu.