İhsan Şenocak Hocanın Web Sayfasına Hoşgeldiniz!

Kitaplar

Kur’an-ı Kerîm Müdâfaası

Kur’an-ı Kerîm kendinden doğmayan bütün sistemlerle hesaplaştı. İlahi olanı beşeri olanla, beşerin arzularını dikkate alarak uzlaştırmayı reddetti. Hayata müdahil oldu, hükmetti. Sorunsuz bir cemiyet vücuda getirdi.

Çirkini kaldırıp güzeli, en güzeli yerleştirdi. Bu yüzden O’nun yürürlükte olduğu çağlar insanlık tarihinin en güzel çağlarıydı. Ne Kapitalizma’da olduğu gibi zengin adına fakire haksızlık etti, ne de Komünizma’da olduğu gibi devlet adına zenginin malına el koydu. Fert ve cemiyet nizamını adalet üzerine tesis etti. Çünkü O, her şeyi en doğrusu ile bilen ve buna göre vahyeden Allah Teâlâ’nın kelamıdır.
Emperyalizmanın değer yargılarını reddediyor diye böyle bir kitabın hükümlerinin tarihsel olduğunu söylemek, Kur’an’a değil emperyalizmaya hizmet etmektir.

Kur’an’ı Kerîm’in emperyalizma ile olan mücadelesinde tarihselciliği tercih etmek, Allah ve Rasul düşmanlarının safında yer almaktır. Kur’an-ı Kerîm, kendisini etkilemeye çalışan bir bakış açısıyla değil, kendisinden etkilenilen bir bakış açısıyla anlaşılabilir. O, kulların istediği manayı değil yalnız Allah Teâlâ’nın muradını verir.

 Kitabı İncele!

 

Kudema Meclisi

Kadîm zamanlardan geçen asra kadar çocuklar erken yaşta medreseye kaydolur, İslâm harflerini öğrenir, her fenden kitaplar okur, metinler ezberlerdi. Ezberlenen metinler, hoca huzurunda takrir edilir, unutmamak için belli aralıklarla tekrar edilirdi. Bunları ezberleyerek yetişenler icazet alır, icazet verir, zamanla halk nazarında ayaklı kütüphane olarak kabul görürdü.
Her soruya, bizzat ezberledikleri ibareyi okuyarak cevap vermeleri, soranlar nezdinde güvenilirliklerini artırırdı. Çok okur, çok düşünür, az yazarlardı. Yazdıklarından çok daha fazlasını bilirlerdi. Bu durum kendilerine soru sorulduğunda daha da zahir olurdu. Talebenin kaynağa ulaşmasını kolaylaştırmak için, cevap verirken kitapların bâblarını, fasıllarını hatta sayfalarını da zikreden âlimler vardı. Eğitimde kitabî kültür yanında şifahî mirasın J da önemli bir yeri vardı. Medreseler kapatılıp, âlimlere okutma! yasağı getirilince ilimdeki tevarüs durdu. İlim, sonraki kuşaklara; taşınamadı. Tedrisattan uzaklaştırılan âlimler evlerine çekildi; çocukları, sıra kitaplarını okumadığından babalarının dünyalarına giremedi, onları anlayamadı. Bu yüzden sadece onların zühd ve takvalarından bahsettiler, babalarını farklı kılan ilimlerini sonraki nesillere aktaramadılar.

Medresenin ilgası bizi İslâm dünyasın-dan kopardığı gibi medeni birikimimizden de uzaklaştırdı. Birkaç ferdî zuhur dışında ilimde tevarüs tarih oldu.
Büyük inkişaf için, Kudemâ Meclisinden modern zamanın ders halkalarına diriltici soluklar taşımaya mecburuz.

Kitabı İncele!

İslam’ın Kızına

Kadın gibi erkeğin onurunu da ancak sen koruyabilirsin. Çünkü iffet ve haya en kamil şeklini sende buldu. Tahammül de sende, sabır da. Sen o naîf bedeninde insanlığın yükünü omuzladın. Yalnız kaldın, yoruldun, usandın ama çaresizliğe, “Bundan daha ötesine tahammül edemem.” diyerek teslim olmadın. Yıkılan, açılan, savrulan kadınlara inat, “İffet yolu ölene kadar gider” diyerek “istikâmet” dersi verdin.

Ne var ki İslâm’dan uzaklaşma, dünyaya göre yaşama marazı seni de vurdu. Konuşmaktan lisanı usanan, yazmaktan kalemi aşınan ümmet büyüklerinin çağrısını yinelemek istiyorum: “Sen, Rabbi’ne yürüyüşüne 81 gün kala, Arafat’ta ümmetiyle vedalaşan O Peygamber-i Ekber’in emanetisin! Sen, kadın değil annesin!”

Uzaklaştığın yolu takip ederek, terk ettiğin Medeniyet’e dön. Hayata uydurulan İslâm’dan, İslâm’a göre tanzim edilen hayata gel. Su kabarıyor, Pesad yayılıyor. Örtü sadece adıyla kaldı, çıplaklık al-fın çağını yaşıyor.

Kitabı İncele!

Büyük Doğu Çağına Doğru

Ötelerin nizamını çağa okuyan haberci. Medeniyetin önündeki buz dağlarını eriten soluk. Hacı Bayram’ın asasız, Mevlânâ’nın sarıksız, Fatih’in devletsiz arkadaşı. Anadolu’nun Nizamnamesini yazan kalem. Hicivde Nefî’yi, aşkta Şeyh Galip’i, sanatta Fuzûli’yi yaşayan şâir. Yunus’un çarıkla yürüdüğü yolları iskarpinle kat eden derviş. “Allah” demenin yasak olduğu bir devirde “İşte iz geliniz!” diyen davetçi. Batı’nın aklını, Doğu’nun aşk ocağında eriten mütefekkir. Altın silsilenin ardı sıra yürüyen sûfî. Küfür muzahrafatının lekeleyemediği kale. Aksiyonun kendisi, düşüncenin yekûn ifadesi. Mâverâ’nın, İFAM’ın “Ulu Hocası”. Çağın muzdaribi, “üstün çile”nin sadık yâri. Milletin bir şapkayla saadet bulacağını söyleyenlere, “Bekleyin gelecektir, eskimez, pörsümez yeni” diyen hakikat aşığı. Mazlumların, muzdariblerin sözcüsü. Bülbül, kurbağadan lisan öğrenmez diyen din, dil ve millet müdafii. Güzeller Güzeli’nin ss güzel ifadecisi. Büyük Doğu’nun son mütefekkiri. Milyonların şehadetiyle tabutu kabre, sevdası yüreklere verilen davetçi…

Kitabı İncele!

Ali Haydar Efendi

Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye ekseninde şekillenen kurtarıcı / yönlendirici hayatlar,şahıslar noktasında farklı olmakla birlikte özde aynı muhtevaya sahiptiler.Kurtarıcı hayatlar, değişik asırlarda yaşayan alimlerin şahsında sürekli güncellenirler. Halidi Şeyh Ali Haydar Efendi (r.a.) bu nevi hayatların en önemli kahramanlarından biridir.

Temel islami ilimlerin hemen her disiplinde otorite olması, alimler tarafından “hacet kapısı” olarak algılanması,korkudan nefeslerin tutulduğu bir dönemde Hakk’ı söylemekten imtina etmemesi, Osmanlı Devleti’nin ahir, Cumhuriyet ‘in ise önemli bir bölümünde irşat hizmetinde bulunması, moderniteye ferdi, ailevi, içtimai, ilmi ve fikri alanda sessiz fakat kararlı bir şekilde direnen cemaatin ulu hocası olması gibi nedenler, Ali Haydar Efendi’nin (r.a.) hayatının öğrenilmesini günümüz müslümanları için gerekli kılmıştır.

Kitabı İncele!

المقالات النهضوية في الفكر والدعوة ـ للتصحيح بروفا

Kitabı İncele!

Send this to friend