Son Makaleler

MÜSLÜMAN GENCE

M

Müslüman zamanı bilir, mekânı tanır, çevreyi ihâta eder lâkin ne zamandan, ne de mekândan yolunu değiştirecek çapta etkilenir. Kâbe dünyanın, Müslüman da insanlığın merkezidir. Merkez çevreyi, Müslüman da insanlığı değiştirmeye taliptir. Ne var ki Tanzimat’tan bugüne fikrî ve ilmî manada bir irtidat yaşıyoruz. Dünyayı değiştirme iradesini kaybetmekle kalmadık; azımsanmayacak çapta Müslüman...

SEN VE BEN DÜZELİNCE DÜZELECEK DÜNYA

S

Müslüman önce inanır, sonra yaşar ve ardından insanları yaşadıklarını yaşamaya çağırır. İdeolocyaların bağlılarından ise şu üç özelliğiyle ayrılır: Allah’a ﷻ çağırır, ameli salih işler, “Ben Müslümanlardanım” der.[1]  İslam’dan başka bir nizamı ne yaşamaya ne de anlatmaya değer bulur. 1. YENİ NESİL MÜSLÜMANLAR Müslüman, kardeşlerine karşı mütevazi, kâfirlere karşı vakurdur.[2] Olanca muhabbetini...

ZOR OLAN KUDÜS‘ÜN DEĞİL YÜREKLERİN FETHİDİR

Z

Yol belli, menzil de malum olduktan sonra Allah’ın ﷻ rızasına talip bir mümin için kimin ne diyeceğinin ya da ne yapacağının ne önemi var? Kabe-i Muazzama’yı oğluyla birlikte inşa eden Hz. İbrahim’in , “Rabbimiz! Bizden (bunu) kabul buyur.”[1]  diye dua etmesi, her ameliyenin ancak Allah Azze ve Celle’nin emrine uygun ve rızasına nail olması durumunda bir kıymet kazanacağına işaret...

HÜRRİYET ÇAĞRISI

H

İslam bir hürriyet çağrısıdır. İnsanlığı binlerce ilaha kulluktan kurtarıp bir olan Allah Azze ve Celle’ye teslim olmaya çağrır. Allah Rasûlü ﷺ İslam davetine, Mekke’nin şifahi anayasına göre değişmez, değiştirilmesi dahi teklif edilemez çok tanrılı yapıyı tanımadığını ilan ederek başladı. Kabe’nin çevresini putlarla çeviren siyasi iradeye, “لَا اِله الا الله محمد رسول الله” Allah‘tan ﷻ başka...

SECDEDE DOĞAN KIYAM

S

Ateistin mesleği inkârdır. Gördüğüne değil papağan gibi ezberlediğine inanır, onu tekrar eder. Bu yüzden her şeyin varlığına şehadet ettiği Allah Azze ve Celle’yi inkâr cüretinde bulunur. Bunlar büyüyemez, büyüse de insanlığı uzun süre tehdit edecek bir güce erişemez. Hakikat için asıl tehlike arz eden ise diliyle kabul edip ameliyle inkar eden taifedir. Bunlar “Allahu Ekber” der, camiye gider...

AYAĞA KALKMAK İÇİN NAMAZA KALK!

A

Namaz; göklerden gelen bir talimât, enbiyadan kalan bir mirastır. Hz. İbrahim’in  direnişi, Hz. Nuh’un  iradesi, Hz. Eyyüb’ün  sabrı onda saklıdır. İnsanları Allah’a  ﷻ kul olmaya çağıran Peygamberler yürekleri namazla, akılları vahiyle mayalamaya davet etti. Namazı ikame etmek/ayağa kaldırmak, insanı insanın önünde kıyamda durmaya çağrı; secde ise insana kıyam etme gücünü veren Allah’ın...

Bugün Bayram Çocuklar

B

Barut kokusu, yetim çığlıkları, genç kadınların ağıtları arasında susuzluktan çatlayan toprağa düşen bir yağmur gibidir Âlem-i İslam’da Bayram… Acıları unutturur, yaralara merhem olur, namazla dağılan yürekleri, yıl boyu bir araya gelemeyen kardeşleri birleştirir, İngilizler’in çizdiği sınırlarla birbirinden ayrılan müminleri aynı idealler etrafında cem eder; Arakan’dan, Mağrib’e kadar aynı gün...

NAMAZ MÂSİVADAN MÂVERAYA BAKIŞTIR

N

Allah Rasûlü ﷺ “kulluk yolu”nu ifade ederken, “Meselenin başı İslam, direği namaz, zirve noktası ise cihaddır.”[1]  buyurdu. Nizam sarayının adı İslam, sütunları ise namazdır. Saray sütunsuz, iman da namazsız kaim olmaz. Sarayın kubbesi ise cihattır.  İslam, iman ve İbadettir. İbadetsiz imanın, imansız da ibadetin bir kıymeti yoktur. İmansız amel, ruhsuz ceset, amelsiz iman da bedensiz...

EZAN İSLÂM’IN MANİFESTOSUDUR

E

Kimi çan çalar, kimi de boruya üfler. Müslümanlarsa varoluşlarını “Ezan”la ilan eder; bir beldenin İslâm’a aidiyetini Ezan’la söze döker. Ezan yalnızca namaza çağrı değildir; onlara günde beş defa İslâm’ın ne olup ne olmadığını, insanların nereden gelip nereye gittiğini, nasıl inanır ve yaşarlarsa saadete ereceklerini de anlatır. Ezan, İslâm’ın manifestosudur; zafer anıtı mesabesinde olan...

HAKK’A VUSLAT, ÜMMET’E SILADIR BAYRAM

H

Gün doğar, yeryüzünü kaplayan karanlık örtü zail olur; zulmet gider, nur gelir, gözler güneşin ziyasıyla çiçeği, çimeni görür. Oruç da güneş gibi bir nurdur; varlığımızı örten karanlık noktaları aydınlatır. İnsan oruçla arınır, arındıkça özgürleşir; nefsanî kayıtlardan kurtulur. Binbir ilaha köle insan, oruçla sadece Allah’a kul olur. En uzak gurbetler oruçla vuslata döner. Her iftar, özgür...

İhsan Şenocak

Hakkında

1974 yılında Samsun’da dünyaya geldi. İlkokuldan sonra hafızlık yaptı. 1994’te Samsun İmam Hatip Lisesi’nden 99’da Ondokuzmayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Okul yıllarında muhalled usulde İslâmî ilimler okudu. 2002’de Diyanet İşleri Başkanlığı İstanbul Haseki Eğitim Merkezi’ni bitirdi. 2004 yılında OMÜ İlahiyat Fakültesi İslâm Hukuku Anabilim Dalında “İslâm Hukuku’nda Taklit” konulu teziyle yüksek lisans yaptı. Aynı fakültede “İslâm Hukuku’nda Örfün Hükümlere Etkisi” adlı tezini tamamlayarak doktor oldu.